17 Kasım 2009

Lorena Mckennit

güçlü ve duygulu sesiyle yorumladığı Kelt şarkıları ve ünlü şiirleri Kelt müziğinin yapısına uygun bir biçimde besteleyip seslendirmesiyle tanınır.
caravanserai, marco polo, the mystic's dream, bonny portmore en sevdiğim şarkıları.. bu sesi dinlemelisiniz, beni dinlendiriyor:)






Albümler
Elemental (1985)
To Drive The Cold Winter Away (1987)
Parallel Dreams (1989)
The Visit (1991)
The Mask And The Mirror (1994)
The Book Of Secrets (1997)
Live In Paris And Toronto (Live) (1999)
An Ancient Muse (2006)
Nights From The Alhambra (Live) (2007)
A Midwinter Night’s Dream (2008)

The Fall/Düşüş

Aynı hastanede yatan Dünyalar sevimlisi Alexandra (Catinca Untaru) ve sevgilisi tarafından terkedilmiş, işinde sakatlanmış bir dublör olan Roy’un (Lee pace) arkadaşlığı öykünün ana eksenini oluşturuyor, Roy’un kendi hayal kırıklıklarından, nefretinden ve sevgisinden beslenen bir öyküyü Alexandra’ya bir masalmışcasına kurgulayarak anlatması ile kendimizi eski filmlerdekine benzer bir intikam ve aşk serüveninin içinde buluyoruz.
evet sevgili burcucum sagolsun filmi ondan alıp izledim. başrolümüz lee pace kendıne hayran bıraktı. filmle çok uyumlu ve etkileyici müzik Beethoven'e ait. The Fall sadece birkaç saniyelik bir çekim için Mısır’a gidilme zahmetine giren film. kaliteli ve sürükleyici:)





shakespeare

shakespeare, bir tek seni seviyorum diyebilmek için satırlarca yazı yazıyor. lafı olmadık yerlerden döndürüyor dolaştırıyor ve sonunda aşka bağlıyor. onu ve eserlerini seviyorum. romeo ve juliet, antonius ve kleopatra, venedik taciri, othello, bir yaz gecesi rüyası hepsi cok guzel..


Benim düşmanım olan adındır yalnızca
Sen sensin, Montague olmasan da
Hem Montague nedir ki ?
Ne eli bir erkeğin
Ne ayağı, ne kolu
Ne yüzü, ne de başka bir parçası
N'olur başka bir ad bul kendine..

Adın ne değeri var ki
Şu gülün adı değişse bile
Kokmaz mı aynı güzellikte?
Romeo'nun adı olmasaydı,

Kusursuzluğundan hiçbir şey kaybolmazdı



Seni bir yaz gününe benzetmek mi, ne gezer?
Çok daha güzelsin sen, çok daha cana yakın:
Taze tomurcukları sert rüzgârlar örseler,
Kısacıktır süresi yeryüzünde bir yazın:
Işıldar göğün gözü, yakacak kadar sıcak,
Ve sık sık kararı da yaldız düşer yüzünden;
Her güzel, güzellikten er geç yoksun kalacak
Kader ya da varlığın bozulması yüzünden;
Ama hiç solmayacak sendeki ölümsüz yaz,
Güzelliğin yitmez ki asla olmaz ki hurda;
Gölgesindesin diye ecel caka satamaz
Sen çağları aşarken bu ölmez satırlarda:
İnsanlar nefes alsın, gözler görsün elverir,
Yaşadıkça şiirim, sana da hayat verir...




Unut Gitsin

Yas mas tutma sevgilim, öldüğüm zaman.
Toprakta böceklere güldüğüm zaman
Duyurunca, paslı sesiyle, ölüp gittiğimi, bir çan...
Yas mas tutma sevgilim, öldüğüm zaman
Çürüyen gövdem gibi, yitip gitsim aşkın da...
Ne bir mektup kalsın bizden, ne bir söz, ne bir eşya...
Unut gitsin adımı, arkamdan da ağlama
Göz yaşınla da eğlenir, onu da alıp-satar bu dünya...

13 Kasım 2009

Yarım kalan bir aşk: Ninatta ve Nuvanza


Ey, yılların ötesinden gelecek yabancı.

Ey, beni Nuvanza'ya götürecek kişi.

Ey, Nuvanza'yı bana getirecek kişi.

Şimdi söyle bana, sahiden geldin mi?

Yazdıklarımı okudun mu?

Sahiden on iki ayrı kentte gömülü,

On iki ayrı kente gittin mi?

On iki ayrı bileziği buldun mu?

On iki ayrı bileziği bizi birleştirmek için topladın mı?

Sahiden beni Nuvanza'ya götürecek misin?

Nuvanza'yı bana getirecek misin?

Yoksa Tanrılar yine kandırdı mı bizi?

Yoksa Nuvanza boşuna mı yaptırdı on iki bileziği,

Yoksa Nuvanza boşuna mı sakladı on iki ayrı kente,

Yoksa sen, yabancı, yoksa sen yok musun?

Yoksa boşuna mı geçti bekleyişim?

Yoksa boşuna mı geçti benim ömrüm?

Yoksa ben Nuvanza'yı boşuna mı sevdim?

Yoksa ben...

Related Posts with Thumbnails

Etiketler