Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Temmuz 2013

Maeve Binchy

İrlandalı bir yazar olan Maeve Binchy'nin romanlarını severek okurum. Bloguma yazmaya karar verip şöyle bir hayatına göz atınca geçen yıl ölmüş olduğunu da öğrenmiş oldum. Kendisi ateist ve feminist imiş. Her nasılsa, üç kitabını okumama rağmen kendisiyle ilgili tek düşüncem tam bir aşk kadını olduğudur. Gerisiyle ilgili en ufak bir ipucu yok. Doğrusu kitaplara kendinden bir şey katmadığını bile düşünmeye başladım  şuan. Neyse özel hayatıyla kitaplarını birbiriyle ilişkilendirememiş olabiliriz ama bu romanlarının harika olmadığı anlamına gelmiyor.

                        

Yukarıda gördüğünüz kitapları okuyabildim henüz. Kapaklardan anlaşılacağı üzere yazar deniz kenarında, küçük, şirin, alabildiğine sıcak kanlı insanların yaşadığı kasabaları tercih ederek bizi can evimizden vuruyor. Eh böyle yerler aşk hikayeleri için çok müsait. Romantik komedi filmlerinde eleştirdiğim mükemmel çiftlerin mükemmel şehirlerde tanışıp mükemmel aşklar yaşamaları gerçek hayatta pek olmaz. Bu kitapların da eleştirilebilecek tek yanı bu benim için.
Yine neyse diyerek olumsuz eleştiriden olumlu eleştiriye geçiyorum. Yazarın çok iyi bir betimleme yeteneği var ki, ben sanki şuan İrlanda'da bir kasabayı, Yunanistan'da da bir adayı gidip görmüş bulunuyorum :) Yani beni koyun Aiya Anna adasına yolumu bulurum. En son okuduğum Yıldızlı ve Yağmurlu Geceler'i çok beğendim. Turistik yerlere sıradan bir turist gibi bakmamaya odaklanmış. Bir turist olarak çok fazla yerde bulunmuş olmama rağmen şu kitaptaki olaylardan bir tanesinin bile başıma gelmemiş olması, benim bildiğimiz sıradan bir turist olduğumun kanıtıdır :) Yazar kitapta demek istemiş ki,  bir senin yaptığın gibi tatil var (ot gibi), bir de böyle bir tatil var. Neyse. Kitapların dinlendirici bir yanı da vardır ki söylemeden olmaz. İçinde olay var ama ne kafanızı karıştıracak ne de sizi heyecanlandıracak. Sadece sırası gelince olayların çözülmesi için sakin sakin okunacak kitaplar. Her zaman değil ama bazen böyle romanlar iyi gider diyerek tavsiye ederim.

2 Temmuz 2011

Vadideki Zambak

Honore de Balzac, Vadideki Zambak'ı yazarak hem kendine hem klasikleri sevenlere büyük iyilik yapmış, bilmem bundan haberi var mıydı? Kitabı bilenleri ikiye ayırıyorum. Biri yavaş ve sıkıcı bulanlar, diğeri sonunda benim gibi ağlayanlar. Kardeşim kitabı eline aldığında, Felix'in ağacın altında oturup düşünmeye başladığı yere kadar ancak gelir, sıkılır bırakır. Kitap burdan sonra başlıyor desem de okutamıyorum:D


İzlediğiniz, okuduğunuz tüm aşk hikayelerinden çok daha saf bir aşk hayal etmiş Balzac. O kadar saf ki Felix ve Henriette'yi el ele tutuşturmamış yani. Henriette, çok güzel bir kadındır, ancak evlidir. Felix daha gençtir. Çok aşık olduğu Henriette ile dertleşerek ona daha da derinden bağlanan Felix, onun çocuklarıyla ilgilenir, Henriette'ye yakın olmak için kocasıyla arkadaş olur. Hiç bir zaman sınırı aşmayarak, birbirlerini ne kadar sevdiklerini söylemeden sadece aynı ortamda bulunmanın mutluluğunu yaşarlar. Bu arada Fransa'nın doğasını, şatolarını uzun uzun betimlediği için kendinizi gitmiş gibi hissedeceksiniz:) Felix'in Paris'e gitmesiyle araya mesafeler girer ve Felix başka bir kızla tanışır. Henriette kederinden hasta olur. Felix'i görmek için son nefesine kadar dayanan Henriette, ona hiç unutamayacağı bir mektup bırakır. İşte sizi ağlatması gereken sayfalar buralar oluyor. Henriette, uğruna ölecek kadar sevdiği biri varken, hasta eşini ve çocuklarını bırakmayı asla düşünmez. Felix'i o kadar çok sever ki, öldükten sonra kızıyla beraber olmasını ister. Ben ortaokuldayken okumuştum, hala unutmadım. Herkesin okumasını tavsiye ederim.

22 Şubat 2011

Nuh Tufanı

Nuh Tufanı'nda, bir coğrafyacı, arkeolog, antropolog, klimatalog, jeolog, jeomorfolog ve hatta bir tarihçi ilgisini çeken şeyler bulacaktır.
Kutsal kitaplarda anlatılan, efsanelerde geçen Nuh tufanı sonunda bilimsel olarak yazarlar tarafından kanıtlanıyor. Konuyla ilgili ilk arkeolojik kazıdan başlayarak, pek çok farklı sondaj çalışmasına kadar ayrıntıyla yazılmış olan kitap, olayları ilişkilendirerek, kafanızda canlandıramadığınız değişik konuları tarihsel sıraya diziyor. Ayrıca tarihöncesinden başlayarak tufana kadar yaşamış olan pek çok kavim ve uygarlığın hakkında detaylı bilgiler yazılmış. Nuh tufanının sanıldığı gibi tüm dünyada değil, sadece Karadeniz'de meydana geldiği de kanıtlanan diğer bilgiler arasında. Tufan tarihi ise günümüzden 7.500 yıl öncesi olarak hesaplanmış. zamanında Akdeniz'i Atlas okyanusundan ayıran duvarın yıkılmasıyla, yani Cebelitarık'ın açılmasıyla, insanlar henüz ortada yokken ilk tufan yaşanmıştı. Çıkış noktası olarak bu fikrin benimsenmesiyle, İstanbul boğazının bir set oluşturduğu ve Karadeniz'i Akdeniz'den ayırdığı tespit edildi. Daha sonra bu setin yıkılmasıyla tüm havzada şiddetli taşkın meydana gelmiş.
Kitabın yazarları olan iki bilim adamının sonuca ulaşmaları da çok zor olmuş. Kalıpların dışında olan bir fikri ortaya atmanın ve doğruluğunu ispatlamanın zorluğu. Her neyse ben kitabı çok beğendim ve sıkılmadan okudum. Okurken de fark ettim ki, Anadolu'da keşfedilmesi şart olan pek çok şeyi, birkaç istisna dışında Amerikalı bilim adamlarının gerçekleştirdiği. Dahası sadece Anadolu'da değil, Irak, Suriye, Bulgaristan, tüm Karadeniz ve tüm Akdeniz de.

7 Kasım 2010

Pasaklı Tanrıça

Aslında macera/gerilim ve tarihi romanları severim ama bu kitap kadar eğlenceli ve komik bi romana rastlamadım. Kapakta yazdığı gibi feci komik bir kadının hayatındaki en önemli kararı nasıl verdiği anlatılıyor. Kitabı okurken bunu hemen sinemaya uyarlamalılar diye düşünüyorsunuz. Romantik komedi diye bir şey varsa o da bu:) Samantha Sweeting Londra'da bir avukatın sahip olabileceği en yüksek makama erişmişken, yaptığı tek bir hatayla kariyeri sona eriyor. Yaşadığı panikle kendini bir köyde hizmetçilik yaparken buluyor. Tabi romantik komedi olduğu için gerçek hayatta olması imkansız şeylerden bahsediyoruz:D Samantha, bu dünyada karşılasılabilecek en olağanüstü ve kaçırılmaması gereken adamla tanışıyor. Londra'nın karmaşasında yaşamaya vakit bulamadığı şeyleri büyük şaşkınlıkla ve mutlulukla yaşayan Samantha, her romantik komedi de olması gerektiği gibi mutlu sona kavuşuyor. Bir kadının bu dünyada hayalini kurmaması gereken en önemli konulardan biri de romanttik komedilerdeki başroller gibi birini bulmaktır. Yani sizce var mıdır, hem yakışıklı, hem zeki, hem eğlenceli, hem düşünceli, hem de konuşarak anlaşabilen bir erkek. Tabi ki yok, varsa da buralarda yok:P

3 Eylül 2010

Gizlidir Bütün Aşklar

Kitabın, İrlanda'nın Castlebay kasabasında başlayan ve gelişen bi konusu var. Her ne kadar kasvetli bir kasaba olarak nitelendirilse de benim kitaptan anladığım kadarıyla harika bir yer. Dünyadaki bütün küçük yerlerin toplumsal yapısı neredeyse aynı gibi. Her gün aynı sosyal çevrede olunca, insanların da birbirleri hakkında yorum yapmaktan başka çareleri kalmıyor sanırım. Maeve Binchy kasabadaki sosyal ilişkileri kurgularken tüm karakterleri gerektiği kadar abartmış. Muhafazakar hristiyanlığın baskıları, toplumun yüklediği görevler, bitmek bilmez dedikodular. Ve arada kalmış bir kadın olan Angela O'Hara, bu kasabadan çıkmayı isteyen hırslı küçük kız Clare'e yardım için elinden geleni yapar. Kasabanın elit kesiminden David Power ile fakir ama çalışkan ve başarılı Clare O'Brien arasında bir aşk hikayesi geçiyor. Ancak bu aşkın ortaya çıkması için kitabın yarısına gelmeniz lazım. Şunu da eklemeliyim, kitaptaki ana karakterlerin büyümesi için de kitabın yarısına kadar okumanız lazım. Yani oldukça yavaş ilerliyor. Kariyerini düşünerek kimseye şans tanımamış olan Clare, David'le dünyanın en romantik aşkını yaşayarak evleniyor. Ve daha 1 yıl olmadan aldatılıyor. Böyle bi aşka rağmen işin içine aldatma girerse biz bu dünyadan ümidi keselim derim. Kitapta anlatılmak istenen; herkes iyi evlilik yapabilir ama herkes evliliği iyi yürütemez, olabilir. aşk/macera türünde iyi bir roman. Ayrıca yazarın İtalyanca Aşk Başkadır isimli kitabını da okumanızı tavsiye ederim. O çok daha güzeldir:)

16 Ağustos 2010

Alamut: Fedailerin Kalesi

Alamut kalesi, Hasan Sabbah ve Haşhaşiler...
Selçuklu devletine karşı direnen İsmaililer, Alamut kalesini kendilerine üs olarak seçmişlerdi. Büyük önder hasan sabbah, düşüncelerini gerçekleştirmek için elindekileri en iyi şekilde kullanıyordu. Onun bir fedaisi, selçuklunun ordusuna bedeldi. Çünkü fedai, dudaklarında tebessümle, gözünü bile kırpmadan ölüme gidebilen tek askerdi. Hasan sabbah'ın oluşturduğu bahçeler, fedailere cennet olarak gösterilip, büyük önderin cennetin anahtarına sahip olduğuna inandırılıyordu. Hayal bile edemediği cenneti ziyaret ettiğini sanan fedainin, cennete gidebilmek için artık gerçek dünyada yapamayacağı şey yoktu. İşte Hasan sabbah'ın  Haşhaşileri böyle bir düşünceyle hareket ediyordu. Fedailer cennete gönderilmeden önce ve suikasti gerçekleştirecekleri zaman uyuşturucu alıyordu. İsmaililer bunu kabul etmese de fedailer hakkında bilinen en önemli gerçek bu. Romanda fedailer Nizamül mülk'ü karargahın tam ortasında ve sultan melikşah'ı da sarayında öldürdü. Hasan sabbah'ın kişisel meseleleri tüm ismaililerin meselesi demekti. O, kitlelerin koyun olduğunu ve inanacak efsaneler, masallar aradıklarını farketmişti. Hasan sabbah bahçelerindeki hareminin de gerçekten cennetin bi parçası olmalarını  ve genç fedaileri kandırmalarını istemişti. 1092 yılını anlatan roman fedailerin nasıl fedai olduğunu, ölümü neden çok istediklerini ve Hasan Sabbah ile ismaililerin ilişkisini çok akıcı anlatıyor. Tarihi romanları çok seven birisi olarak kitabı tavsiye ederim..

13 Haziran 2010

Tütün


Toplumcu gerçekçi akımın büyük ustalarından Dimitır Dimov'un yazdığı kitap, tütün dünyasındaki en üst tabakadan en alt tabakaya kadar çeşit çeşit insanın hikayesini anlatır. Tütün yapraklarının işlendiği atölyelerin tozlu, acı havasında çalışan, benizleri solmuş, ciğerleri çürümüş kalabalık bir insan topluluğu ve onların karşısında sömürgen bir avuç işbirlikçi. İkinci Dünya Savaşı öncesinde başlar roman ve savaş sonuna kadar toplumun on yıllık dünyasını aktarır. Dimov, bu romanını 1951 yılında yayımlayınca büyük tepkilerle karşılaşmıştı. Bu tepkiler, romanda anlatılan kişilerin hepsinin yaşayan insanlar olmasından kaynaklanıyor. Karakterlerini çok yönlü işlemiş, insanın ne tamamen kötü ne tamamen iyi olabileceğini göstermiştir. İnsanlar iyi ya da kötü olarak doğmaz, içinde yaşadıkları toplum düzeni onları iyi ya da kötü yapar, diyordu. Kitabı önce büyük tepkiler aldıysa da, sonunda Dimov, bu romanıyla milyonların yazarı olmayı başarmıştır.
Kitap, o dönemin gerçeklerini anlamak açısından çok önemli. Tütün, onu işleyenler için hem ekmek kapısı hem de ölümlerini hızlandıran, hayatlarından çıkaramayacakları bir şeydi. Bu kadar eziyetle işlenen tütün, bazıları içinse sömürmek için bir araçtı. Tütün etrafında binlerce aile, binlerce hayal ve daha iyi koşullar için feda edilen onlarca can. Tütün imparatoru Boris'e karşı, ona benzememekte kararlı olan kardeşinin tütün insaları için verdiği mücadele. Yazar, farklı yerlerdeki insanların farklı hayallerinden yola çıkarak onları tütünün etrafında toplamış.

21 Ocak 2010

Safiye Sultan



Ann Chamberlin çok yogun ve ciddi bir arastirma ve çalismadan sonra dört yilini vererek yazdigi tarihi bir roman Safiye Sultan. Bu üç ciltlik romandaki karakterlerin büyük bir bölümü gerçek kişiler, tabii olaylar da öyle. Chamberlin bize Osmanlı tarihinin önemli bir geçiş dönemini bir hadımın ağzından yazmayı tercih etmiş, bunu da, "kadın ve erkek dünyasını aynı anda gözlemleyebilecek olan yalnızca onlardı" diye açıklıyor. Sofia, Venedik'ten İstanbul'a maceralı bir yolculuk yapmıştır. Nurbanu tarafından harem için satın alınır. Safiye, büyük bir zeka ve beceriyle kısa zamanda Sultan Murad’ın en gözde kadını ve haremin söz sahibi olur. Güç ve zekasının yanı sıra güzelliğini de uzun süre muhafaza eden Safiye Sultan, tüm bu faktörlerin bileşimiyle haremde Nurbanu’yu, idarede de hükümdarı etki altına almıştır. Tek kaygısı Devlet-i Ali olan pek çok sadrazama, vezire, paşaya ve komutana karşı üstünlük sağlamıştır. Tarihi yönden pek sağlam olmasa da bana göre roman olarak başarılı. Ayrıca sürükleyici de. 3 kitaptan en hoşuma giden Hadım Edilmiş Aşk...

13 Kasım 2009

Yarım kalan bir aşk: Ninatta ve Nuvanza


Ey, yılların ötesinden gelecek yabancı.

Ey, beni Nuvanza'ya götürecek kişi.

Ey, Nuvanza'yı bana getirecek kişi.

Şimdi söyle bana, sahiden geldin mi?

Yazdıklarımı okudun mu?

Sahiden on iki ayrı kentte gömülü,

On iki ayrı kente gittin mi?

On iki ayrı bileziği buldun mu?

On iki ayrı bileziği bizi birleştirmek için topladın mı?

Sahiden beni Nuvanza'ya götürecek misin?

Nuvanza'yı bana getirecek misin?

Yoksa Tanrılar yine kandırdı mı bizi?

Yoksa Nuvanza boşuna mı yaptırdı on iki bileziği,

Yoksa Nuvanza boşuna mı sakladı on iki ayrı kente,

Yoksa sen, yabancı, yoksa sen yok musun?

Yoksa boşuna mı geçti bekleyişim?

Yoksa boşuna mı geçti benim ömrüm?

Yoksa ben Nuvanza'yı boşuna mı sevdim?

Yoksa ben...

Related Posts with Thumbnails

Etiketler